Osmanlı Kültürünü Yaşatma Derneği

Yeniçeri Ocağı

29014 readings

Yeniçeri, Hristiyan tebandan devşirilmiş askerdir. 1. Murat'ın veziri âzam Çandarlı Hayrettin Paşa'nın yardımıyla kurduğu bu sistem de, devlet kendi Hrıstiyan tebasından ve bazen eline düşen harp esirlerinden bazı çocuklara el koyuyordu. Acemi Oğlanı denilen bu çocuklar, önce bir tür köylü ailesinin yanına veriliyordu. Orada Türkçe öğreniyor, Müslüman dininin, Türk terbiyesinin icablarına göre yetiştiriliyordu. Devşirilir devşirilmez sünnet edilip, kendilerine bir müslüman adı veriliyordu. Sonra acemi oğlanların kışlalarında, askeri terbiyeleri başlıyordu. Emekli oluncaya kadar evlenmeleri, şehirde oturmaları yasaktı. Kışlalarda yaşarlardı. İstidat ve kabiliyet gösterenler subay ve general olurlardı.
Hristiyan çocuklarını, Müslüman ve Türk yapıp Hristiyanlara karşı dövüştürülmesi, Avrupalı muhayyilesini çok meşkul etmiştir.

"Çeri" Türkçe'de asker demektir. Asker kelimesi Arapçadan gelir. 1. Murat, yeni bir sınıf ihdas ettiği, kendisine babadan kalan yaya (piyade)ve atlı (süvari) yanında yeni bir asker sınfı ortaya çıkardığı için, bu zümreye "Yeniçeri" denilmiştir.

Yeniocağı Teşkilatının ana çizgileri:

Ocağın büyük bir kısmı İstanbul'daki kışlalarda yaşarlardı. Büyük merkezlerde yeniçeriler vardı. Kumandan " Yeniçeri Ağası" idi. " Orta" denilen taburlara ayrılmışlardı. Bütün ortalar birleşip ocağı meydana getirilerdi. Büyük taşra şehirlerde yeniçeri birlikleri, İstanbul'da ki belirli ortalardan alınmış er ve subaylardan müteşekkildir. Yani bunların asıl bağlı oldukları yer, İstanbul'daki ortalardır. Yeniçeri ağası, Divan-ı Hümayum üyesi, yani bakandır. Daima askerdir. Amiri sadrazamdır. Sadrazamla Yeniçeri Ağası arasında başka bir kumandan kademesi yoktur. Ocağın herşeyinden sorumlu ve bu sorumluluğun tabii neticesi olarak ocak üzerinde her türlü yetkiyi sahipti. Padişah bir numaralı yeniçeri sayılırdı.

Yeniçeri sancakları:

Her ortanın kendi sembolünü taşıyan flamalar vardı. Her ortaya bir sancak verilirdi. Seferde bu sancak, o ortada kumandanın çadırının önüne torağa saplanırdı.
"Azam Bayrağı" denilen sancak ise, beyaz atlastan muazzam bir şeydi.
Seferde Yeniçeri Ağası'nın önüne dikilirdi. O İstanbul'da ise, Sekbanbaşının ortağının önüne dikilirdi. Üzerine altın sırma ile Fetih âyet-i kerimesi işlenmiştir:

"inna fetehnâ leke mübina ve yansureke'ıllahu nasren azizâ"

Büyük sancağın beyaz olması, ocağın sünni ve sünni'liğin şampiyonu olduğunu gösteriyordu.

Yeniçeri unvanları ve sanatları

Yeniçeri generallerine, albaylarına ve daha bazı subaylara "Ağa" denilirdi. Büyük ünvandı ve mutlak "Ağalar" şeklinde kullanılırdı. Yeniçeri Generalleri ile diğer Kapıkulu Ocakları Generalleri anlaşılırdı. Hatta "Ağavat hazarâttı" denilirdi.
Yeniçerilerin bektaşi tarikani girmesi çok yaygın bir gelenekti. Ocağa "Hacı Bektaş Ocağı" denilirdi. Ocağın Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğu sanılır. Ancak mevlevi, havleti,nakşi melâmi olan yeniçeriler de vardır.

Share

 

Osmanlı

Osmanlı mûsikîsi

Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk müzisyenlerinin askerî, dini, klâsik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanattır.

Devamı

Osmanlı sanatı

Osmanlı sanatının kaynağını hep İslam‘dan aldı. Osmanlı sanatı deyince aklıma gelen Osmanlı mimarisi ve o mimarideki insan hizmetine sunulmak için yapılmış...

Devamı